ZEYNEP AKSOY ELEŞTİRİSİ





Endülüslü kadınların trajedisi

 

İspanyol şair ve oyun yazarı Federico Garcia Lorca’ nın Franco’ nun polisleri tarafından kurşuna dizilmesinden üç ay önce 1936’da tamamladığı son oyunu Bernarda Alba’ nın Evi, İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından sahneleniyor

 

ZEYNEP AKSOY /  TARAF GAZETESİ


Endülüs, 1930’lar… Bernarda Alba beş kızı ve hizmetkarlarıyla kocasının cenazesinden döner ve evde sekiz yıllık yas ilan eder. Yaşları 20-38 arasında değişen beş genç kadın, Bernarda’ nın yaşlı ve aklını yitirmiş annesi ve hizmetkarlar için tam bir domestik baskı rejimi hakimdir artık evde. Avlunun dört duvarının dışındaki hayattan izole, birbirleriyle didişerek, klostrofobik bir aile girdabının içinde savrulurlar. Kurtuluş bir tek Pepe el Romano adlı (sahnede asla görmediğimiz) gençle evlenmek üzere olan en büyük ve en çirkin kız Angustias için  mümkün görünmektedir. Tabii Pepe’nin asıl sevdiği en küçük kız Adela’ dır ve kıskançlık, sevgisizlik, anne baskısı bu Endülüs evinin duvarları arasında bir araya gelerek büyük bir trajediyi hazırlar.


İstanbul Şehir Tiyatroları’nın sahneye koyduğu Bernarda Alba’ nın Evi, İspanyol şair ve oyun yazarı  Federico Garcia Lorca’ nın  Franco’ nun polisleri tarafından kurşuna dizilmesinden üç ay önce 1936’da tamamladığı son oyunu ve Kanlı Düğün ve Yerma oyunlarıyla birlikte köy üçlemesinin üçüncüsü. Bir evin içinde sadece kadınlar arasında geçmesine rağmen, “hanımağa” Bernarda’ nın kızları ve hizmetkarları üstünde kurduğu baskıyı ana tema yapmasıyla, yazıldığı sıralarda yaklaşmakta olduğu aşikar faşist Franco rejimiyle yaşanacakları simgelediği, bir anlamda öngördüğü yadsınamaz. Karanlık ve klostrofobik bir oyun Bernarda Alba’ nın Evi, ruh daraltan türden, ama diyaloglarının ve karakterlerinin sağlamlığı ile bir o kadar da iyi.


Bernarda Alba’ nın Evi’ni sahneye Engin Alkan taşımış. Karakterlerin oluşturulmasında hepsine tek tek gösterilen özen, yün kabartma sahnesi gibi kastın koro olarak kullanıldığı yaratıcı ve hoş fikirlerle temelde başarılı bir reji. Bir İspanyol evi avlusundan oluşan dekor tasarımı(Ayhan Doğan), yaşlı ve çılgın büyükannenin kapatıldığı fayton gibi hoş detaylarla fonksiyonel. Prodüksiyonun bütününde en “olmamış” öğe ise kostümler(Nihal Kaplangı). Fazla abartılı, fazla renkli, fazla “flemenco” ve ucuz görünümlü. Oyunun çizdiği karanlık ortam portresiyle hiç bağdaşmıyor, oyuncuların bile içlerinde rahat olmadığı izlenimini veriyor.


Bernarda Alba’ nın Evi kalabalık kastlı bir oyun, çeşitli yaşlarda 10 kadından oluşuyor. Tüm oyuncular, üzerlerinde düşünülüp ayrıntılarıyla çizilmiş karakterlerini başarıyla canlandırıyor ama büyükanne Maria Josefa’ yı canlandıran Bercis Fesçi, Bernarda Alba Ayça Telırmak, kahya La Poncia Sevil Akı, dilenci kadın Oya Palay ve ispiyoncu kız kardeş  Martirio’ yu canlandıran Özlem Türkad performanslarıyla özel bir takdiri hak ediyor.






Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !