ÖMER KAVRUT ELEŞTİRİSİ


BERNARDA'NIN EDEP CİNAYETİ

İ.B.Ş.T' bu sezonda da son derece güzel hazırlanmış iddialı bir oyunla karşimızda. "BERNARDA ALBA'NIN EVİ" Bu oyunu okurken bile ruhunuzu ağır bir trajedi burukluğu kaplıyor. Gizli gerçeği damarlarınıza kadar yaşiyorsunuz. Bu evin içinde boğuluyorsunuz çünkü, aşk yok, sevgi yok, neşe yok, her yer siyaha bürünmüş, yasa bürünmüş, sönmüş kalpler ve tükenmiş ümitlerle dolu. Tutkuların yoğunlaşip alevden bir fırtınaya dönüşeceği günü, an be an takip ediyorsunuz. Aşk'ın, sevginin insan üzerindeki yoğunluğuna tanık olurken, erkeğin kadın üzerindeki, kadının erkek üzerindeki, aşkın insan üzerindeki, insanın insan üzerindeki önemini gözlerinizle görüyorsunuz.  Oyunun konusu; "Güçlü ve varlıklı bir kadın olan Bernarda kocasını yeni kaybetmiş evini dış dünyaya kapatmıştır ve sekiz yıllık yas ilan eder. Yaşlı annesi, hizmetçisi ve yardımcısı Poncia ve beş kızı ile birlikte yaşar. Aileyi despotça, kendi erdem ve istekleri doğrultusunda yönetir. Ev sanki ev değil, hapishanedir. Baskı altındaki kızlar büyük sorunlar yaşar  öyle bir sorun ki hepsi tek bir erkeğe muhtaç olacak kadar, tek bir erkeğe aşık olacak kadar hayattan düşerler ve sonunda evin en küçük kızı Adela'a canına kıyar."

Ey kadınlar, güzeller, eşsizler, şu yeryüzündeki biricik kıymetliler. Nice canı ateşleyip, o ufacık yürek içinde eşsiz dalgalanmalar başlatan, tarifsiz ve eşsiz bir duygu fırtınasında; bazen merhamet, bazen kardeş, bazen ana, bazen cıma, bazen sevgi, sadece sevgi, bazen de şehvet yanlızca şehvet uyandıran kadınlar. Ey gözlerinize yittiğim neydi günahınız sizin? Elma çaldiginiz için mi verildi size bu ceza?

Ah Bernarda, vah Bernarda ne istedin kızlarından? Neden şu cennet kopyası güzelim dünyayı, cehennem çölüne çevirdin. Onlar aşk istediler, sevgi istediler, sevmek sevilmek istediler. Kızlarının düşlediği günah değil, yalan değil, orospuluk değil, kanından fışkıran bir tutku, tertemiz bir aşktı. Hep uzak oldukları, hep acısını çektikleri, tıpkı su gibi, ekmek gibi, sevgiyle kuşatılmış, güler yüzlü bir erkek düşledi kızların. Onları sevmek, öpmek, koklamak, sımsıkı sarılıp başlarını güvenle yüreklerine yaslayacakları bir erkek beklediler hep. Kendi erdemlerin uğruna  hem kendine hem de kızlarının canına okudun. Onların bir yürek taşidığı, kocaman kızlarının bir köle olmadığı, insan olduğu hiç mi hatırına gelemedi? Evinde çalistirdigin hizmetçi, erkeklerin yalnız kadınlar üzerindeki gücünün farkındayken sen Bernarda, ikinci kocayı gömen Bernarda bunu  bilmiyor muydun yoksa ? Hayır hayır, o kadar gurulusun ki kendi ellerinle bağladın körelmiş gözlerini, vicdanını da dinlemedin, iyilik meleğini, aşk meleğini inatla susturdun aptalca kurallara boyun eğdirdin. Peki değdi mi o taptaze kızının ölümüne. Bir erkek ruhunun, bir erkek bedenin, bir erkek kanının, aşkın, sevginin en önemlisi yaşam sebebi sevginin, sevmenin kardeş bağlarını bile yok sayabileceğini anladın mı Bernarda? Bilmediğini biliyor, inanmadığına inanıyor gibi davrandığın için, kurallarını herşeye rağmen yaşatıp,  kadını, erkeği, tutkuyu ve sevgiyi  ya da kızını öldürdügün için mutlu musun Bernarda?

Bu evin içine herkes bir kerede olsa mutlaka girmeli. Acı da çekecek olsanız mutlaka girin. Belki elinizdeki kıymetin farkına varır, göremediğinizi görürsünüz. Özellikle de doğu bölgesini davet ediyorum bu eve çünkü "töre" cinayetlerine karşi çok iyi hazırlanmış bir tez "EDEP CİNAYETİ" gibi mesela. Engin ALKAN'ın yönetmenliğini üstlendigi  çevirisini Hale TOLEDO'nun yaptığı "BERNARDA ALBA'NIN EVİ" gerek rejisi, gerek ışığı, tekniği ve oyuncularıyla son derece yüksek bir oyun. Ve bu oyunu kendinize çok uzak bulmayacağınıza inanıyorum. Özellikle de kızların ve hizmetçilerin"yünleri dövdüğü sahne" çok sıcak bir sahne, çok bizden bir sahne, yerinde ve güzel düşünülmüş bir sahne.  Benim oyunu izlerken dikkatimi çeken, aklımda kalan ve düşündüren iki kısa bir diyalog var biri;

La PONCİA:  Bu kadar çok mu seviyorsun bu adamı?

ADELA:  Hem de çok. Gözerine baktıkça kanı ağır ağır içime işliyor.

Bir diğeri ise;

ANGUSTİAS:  Mutlu olmam gerekiyor ama değilim.

BERNARDA:  Aynı şey.

Bu replikleri buraya yazmamın tek bir nedeni var o da düşünmeniz. Lütfen şöyle bir bakında hayata derin ve tarafsızca, aklınız, ruhunuz ve kalbinizle aşk'ı bir de mutluluğu düşünün. Ertelemeyin hala nefes alıyor, düşünebiliyorsanız bunu yapın. Eğer yapmazsanız zoru tercih etmemiş olur, mandan uzaklaşırsınız.

Emeği geçen herkese teşekkürler.


www.tiyatrodunyasi.com

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !