BURÇAK ÇÖLLÜ ELEŞTİRİSİ


BERNARDA ALBA’NIN EVİ


7-9 Kasım 2007
Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi

Burçak ÇÖLLÜ


İçimde bir hoşnutluk var.
Zira, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’ nde, Bernarda Alba’ nın Evi’ ni izledim.
Tiyatro seyirciliği maceramın bir numaralı kahramanı olan İBB Şehir Tiyatroları’ yla, geçen sezon sancılı bir ilişkimiz vardı…Bu sancı, biletlerin satışı bir bilet firmasına teslim edilip, o firmadan kaynaklanan aksilikleri yaşamak zorunda bırakılışımızla başladı.
Biletleri bir liraya satarak yapılan beceriksizce promosyon ve tiyatronun, tiyatrocuların düşürüldükleri durum, sırf neredeyse bedava diye asla cazip bulmayacağı oyunlara bilet alıp oyunu kendilerine de, oyunculara da zehir eden seyircilerin kulağımıza gelen haberleri var sonra.
Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkıldı yıkılacak diye diken üstünde, bütün bir sezon internette reklamı yapıldığı halde asla oynamayan Saygılı Yosma’ nın oynatılmama sebeplerini düşünüp dururken biz, bir türlü şöyle koltuğumuza kaykılıp zevkten dört köşe olarak izleyebileceğimiz bir oyun bulamayışımız, bulduklarımızı – sanki zaten olması gereken bu değilmiş gibi - başımıza taç diye konduruşumuz, şahit olduğumuz şaşılası isteksizlikteki oyunculuklar, şaşılası hantallıktaki rejiler, müzikli oyunların müzikal yetersizlikleri derken, Şehir Tiyatroları’ ndan bütünü bütününe kopmayışımız, geçen sezonun yapımlarından Keşanlı Ali Destanı’ nın, Barut Fıçısı’ nın, Titanik Orkestrası’ nın yüzsuyu hürmetine olsa gerek.
Uluslararası Mekan Tiyatro Festivali’ nin de yapılmadığı bir yazı geride bıraktıktan, 2007-2008 sezonu adeta bariz bir tekseslilikle başladıktan sonra, sezonun ikinci ayında, Üsküdar’ da Bernarda Alba’ nın Evi’ ni izledim.
Şimdi içimde bir hoşnutluk var.

Çünkü Engin Alkan, hala Şehir Tiyatroları’ nda. Hala oyun koyuyor sahneye. Hala aydınlık şehidi bir yazarın oyununu; kimsenin yapmadığını yapıp internette açık prova günlükleri yayınlayan bir rejisörün temiz, pürüzsüz ve yaratıcı rejisiyle izlememiz mümkün.
Çünkü, Şehir’ de hala muhteşem oyuncular var. Bernarda Alba olmak için yaratılmışçasına oynayan Ayça Telırmak, bir insan en fazla ne kadar Poncia olabilirse sahnede o kadar Poncia olarak her rolün oyuncusu olduğunu ispat eden Sevil Akı, kanlı canlı bir Amelia yaratan Ayşen Çetiner, Angustias’ ta kusursuz inandırıcılıktaki Elçin Altındağ, kendisine dair ezberimizi Dilenci Kadın’ la bozan Oya Palay... Ve Martirio rolünde içinden görülmedik, duyulmadık bir cevher çıkaran, kendisini önceden bilmeyenleri duygulandıran, bilenleri ise büyüleyen Özlem Türkad...

İçimde bir hoşnutluk var çünkü tiyatronun, Şehir Tiyatroları’ nda kaybettiğim o büyüsünü, yine Şehir Tiyatroları’ nda anımsadım.

Bu oyunu gidip görmenizi tavsiye ederim. Belki hayatınızdaki eksikliğin farkında bile değilsiniz, izledikten sonra farkına varacaksınız.

Belki sadece güzel rejinin, güzel dekorun ve ışığın, cüretkâr farklılıktaki kostümün, özenle seçilmiş müziğin, vurucu hikayenin ve üst düzey oyunculuğun tadını çıkaracaksınız.

Belki de, insan ruhunun, insan sıcaklığının, tabulara, bağnazlığa, aile ve çevre baskısına karşı duruşuna yazılmış bu en kalp acıtıcı övgü, size bir şeyler söyleyecek. İnsan üstünde kurulan baskının, sonunda nasıl ters tepebileceğine dair bir söz? Belki de günümüze dair bir kelam?
Belki de değil...

Başka bir şey için değilse de, Bernarda Alba’ nın Evi’ ni, sadece tiyatroyu sevdiğiniz için izleyin.



www.herkesetiyatro.com

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !